Sardunya Adası

Sardunya, Akdeniz de Sicilya’dan sonra ikinci büyük adadır. Sardunya Adası ile Korsika Adası 11km genişliğinde Bonifacio Boğazı ile ayrılır. Adanın yüzölçümü 24,090 km2 olup nüfusu 1,6 milyon kişidir. Ada tarih öncesi dönemlerden beri yerleşim alanı olmuştur. Bu tarihin en önemli kanıtı ‘nuraghi’ denilen eski, konik şeklindeki taş yapılardır. Bu yapılardan 6500 adet bulunmuştur. Ancak bu dönem ile ilgili ayrıntılı bilgi mevcut değildir.
Adanın önemli bir kısmı dağlık olduğu için tarıma uygun değildir. En yüksek tepesi Punta La Marmora olup 1834 metre yüksekliğindedir. Güney de yer alan platoda adanın en önemli doğal kaynağı olan mantar meşesi yetiştirilmektedir; üçte ikisi ise maki bitki örtüsü ile kaplıdır.Ada 1860 yılında, Savoy ailesi tarafından yönetilirken, İtalya ile birleşmiştir.
Sardunya Adası’nın sahil kesimleri çok yakın zamana kadar kullanılmamıştır.1952 yılına kadar ağırlıkla sahillerde malarya salgını süregelmiş ayrıca 1800 lü yıllarda çok yoğun olan korsanların saldırıları nedeni ile halk içerlerde yaşamayı daha emniyetli bulmuştur. Ancak Cagliari doğal limanı ve eski şehir geleneği ile bu kuralın dışında kalmıştır.
Gün 1 : ISTANBUL-ROMA-CAGLIARI


İstanbul’dan hareket ederek Roma üzerinden Sardunya Adası’nın baş şehri Cagliari’ye geldik. Otele transferimiz sağlandı.
Otel:Hotel Flora
www.hotelfloracagliari.it
Room Type:Suit
Cagliari Sardunya adasının baş şehridir. Şehir tarih boyunca pek çok kültürü içinde barındırmıştır. Şehirdeki yapılardan, amfi tiyatroda Roma, San Saturnia Basilik’de Bizans, ünlü kulelerinde Pisa’lıların etkilerini görebileceğiniz gibi MÖ 5 inci ve 6 ıncı yüzyıldan kalma ve bölgede Kartaca ve Fenikelilerin varlığının en önemli göstergesi olan ünlü Tuvixeddu mezarlığı Akdeniz Bölgesi’nin en büyüğüdür.
MÖ 6000-3000 tarihinde Neolitik dönemde kurulan şehir Fenikeliler ve Kartacalılar döneminde ticari bir liman olarak önem kazanmıştır. Daha sonra burada egemen olan Romalılar zamanında önemini sürdürmüş ancak Hristiyanlığın yayılmasından sonra Bizans İmparatorluğu’nun kontrolüne girene dek bir çöküş dönemi yaşamıştır. Ve daha sonra burada imparatorluk ve Hristiyanlıktan bağımsız ve özerk bir devlet (Giudicati) kurulmuştur. Bu durum 18inci yüzyılda Pisa’lıların gelmesine dek sürmüş ve Pisalılar şehrin üst sınırına hala görülebilen bir kale yapmışlardır.1324 tarihinde, adada yaşayanlar arasında hoşnutsuzluk ile karşılanan, İspanyolların hakimiyetine girmiştir. Ancak İspanya savaşları sonrası Savoy ailesinin kontrolüne giren Cagliari ve Sardunya Adası gelişmeye başlamış ve özellikle II.Dünya Savaşı sonrası Cagliari süratle modernleşmeye başlamış ve 1950-1970 yılları arasında yerleşim yerleri iki misli artmıştır. Cagliari sanat bölgesi Stampace;ticari bölge la marina; çiftçilerin bölgesi Villanova ve eski asilleri bölgesi Castello olmak üzere 4 bölgeye ayrılmıştır.
Cagliari, bugün önemli bir tarihi miras üzerine kurduğu ve çevresi ile harmoni içinde bulunan çağdaş yapısı ile her geçen gün Akdeniz de ki önemini arttırmaktadır. Burada ki Poetto sahili 13km uzunluğundadır ve bir İtalyan şehrinde bulunan en uzun sahildir.
Gün 2 :CAGLIARI

Kahvaltı sonrası şehri gezdik. Renkli San Benedetto pazarı|Castello ve Marina tarihi bölgeleri;13 ve 14 üncü yüzyılda gotik ve Romanesk tarzında yapılmış olan ancak daha sonra barok mimarinin ağırlık kazandığı Santa Maria Katedrali; krallık konaklama yeri; Saint Remy burcu görülecek yerler arasındadır.
Şehrin yerel lezzetleri arasında bilinen en keyiflileri ;
- Spaghetti with bottarga ;kurutulmuş tekir balığı ya da ton balığı yumurtası ve enginar soslu spagetti,
- Sa burrida; ceviz ve sirke içinde 24 saat marine edilmiş sıkı etli balık (kılıç balığı gibi)
- Sa fregula con cocciula; irmikten yapılan hamur ve deniz tarağı,
- Culurgiones; patates ve nane ile doldurulmuş ravioli şeklinde hamur domates sosu,fesleğen ve pekorin peyniri ile servis yapılıyor.
Kahvaltı sonrası, öncelikle zeytinyağı üretim sürecini görüp tadım yapacağımız bir tesise gittik. Daha sonra şarap tadım yaparak öğle yemeği yedik Öğleden sonra adanın en özgün tarihi bölgesi Barumimi’ye giderek UNESCO Dünya Mirası listesinde bulunan ‘Su Nuraxi’ yi gezdik

Barumimi,adada 1950-1957 yılları arasında bilimsel yöntemler ile yapılan ilk kazı yeridir.’Nuraghe’ bir fırtına sonrası büyük taşların ve toprak eşya kalıntılarının yüzeye çıkması sonucunda kazılmaya başlamıştır. Bundan önce,halk burada sadece bir tepe olduğunu zannediyor idiler.
‘Nuraghe’ ,MÖ 1900-730 arasında inşa edilmiş büyük megalitik yapılardır.
Sardunya adasında bulunan bu yapılara ‘Su Nuraxi’ denilmektedir. Ana karakteri kubbe şeklindeki antreleri olan bu taş yapılar 20 metreden daha uzun kuleleri ile Sardunya’ya özel yapılardır. Yapıların kullanım amaçları hala tam olarak saptanamamıştır. Arkeolojistlerin çoğunluğu arı kovanı benzeri bu yapıların tapınak olduğunu düşünmektedir. Ancak toplantı yerleri ya da askeri sığınak olduğunu düşünenlerde vardır. ‘Nuraghe’ 200 kulübenin bulunduğu büyük bir köy ile çevrilmiştir. Bu yerleşkede hayat MÖ 13 üncü yüzyılda başlamış MS 7 inci yüzyılda ise terkedilmiştir. ‘Su Nuraxi’ 1997 yılında UNESCO tarafından Dünya Mirası Listesi’ne alınmıştır.
Gün 4:CAGLIARI-BARBAGIA-CAGLIARI

Kahvaltı sonrası Barbagia Bölgesi’n deki Mamoiada ve Orgosolo’ya gittik.
Mamoiada’da ünlü Maske Müzesi’ni gezip yerel şarap tadımı yaparak öğle yemeği yedik. Daha sonra duvar resimleri ile donatılmış Orgosolo’yu gezdik.
Barbagia bölgesi Sardunya Adası’nın kalbidir ve asırlardır değişmeden kalmıştır. Tarih boyunca adayı işgal edenler verimli ovalarda yerleşmiş, adanın yerlileri de dağlık bölgelerde işgalcilere karşı durarak yaşamlarını sürdürmeye çalışmıştır. Romalılar bu bölgeyi istila edemedikleri ve lisanlarını da anlayamadıkları için burada yaşayanları barbaros ,bölgeyi de ‘barbarların bölgesi’ olarak adlandırmışlar ve Barbagia ismini bu tanımdan almıştır.
Bölge zaman içinde durmuş gibidir ve yıllarca süren izolasyon sonucunda adanın geleneklerinin hala sürdüğü bir yerdir.
Mamoiada,Barbagia Bölgesi’n de 3000 den az nüfusu ile küçük bir kasabadır. Yerel maskeleri ve ‘cannonau’ üzümünden yapılan şarapları ile ünlüdür.
Bölgede bulunan Orgosolo, adanın en otantik kasabalarından biridir. Kasaba ağaları, haydutları ve bunlar ile ilgili efsaneleri ile ve ayrıca muhteşem duvar resimleri ile ünlüdür.1901-1950 yılları arasında kasabada yaşayan iki aile arasında ki kan davasından dolayı her iki ayda bir ciddi katliamlar yaşanmakta idi.1960 larda kasabanın adı en kötüye çıkmış haydutu ‘kırmızı gül’ olarak anılıyor ve Robin Hood misali zenginden çalıp fakire veriyor idi.
Kasabada göreceğiniz duvar yazılarının ilki, 1969 yılında ki gençlik protestosu sırasında anarşist bir grup olan ‘Dionysus’ tarafından yapılmıştır.
1975 yılında ise evlenerek Orgosolo’ya gelen bir öğretmen tarafından yeniden canlandırılmıştır.
Duvar resimlerinde ki stil sanatçıya göre değişmektedir. Bazıları doğa konulu olurken diğerleri karikatür sanatının en güzel örneklerini sunmaktadır. Özellikle 20 ve 21 inci yüzyıla ait önemli politik olaylar, güçlü ve yolsuz devlet kurumlarına karşı mazlumların mücadelesi çok güzel resimlenmiştir. Örneğin,Yugoslavya savaşında Sarayevo’nun yok edilmesi; inek otlatılan Pratobello çayırlarında kurulması planlanan askeri üsse karşı kadın,erkek,çocuk tüm bölge ahalisinin ayaklanışının resimleri görülmeye değer. Kapitalizmin kötülüğü, kadın özgürlüğü, atom bombasının yaratılışı gibi daha pek çok politik ve sosyal konularda resimleri görmek mümkündür.
Gün 5 :CAGLIARI-ISTANBUL
Kahvaltı sonrası,uçağımızı almak üzere transferimiz yapıldı.
