Rusya
SAINT PETERSBURG


St. Petersburg, iki yüzyıl boyunca Rusya’nın başkenti, sanat ve eğlence merkezi olmuştur. Mimarisi, Venedik’i çağrıştıran kanalları, köprüleri, parkları, müzeleri, yetiştirdiği edebiyatçılar ve müzikçileri ile Moskova’nın ihtişamını hep gölgelemeyi başarmış; Rus balesi burada doğmuş ;Rus müziğinin merkezi olmuştur.
Şehrin tarihi merkezi ve anıtları UNESCO Dünya Mirası Listesi’ndedir.
St. Petersburg, Rusya’nın ikinci büyük kenti olup adını Çar Büyük Petro’dan almaktadır. Petro, Neva Nehri’nin Baltık Denizi’ne döküldüğü yerde, 40 bin İsveçli savaş esirine başkent inşa ettirmiştir. On yaşında tahta geçen çarın en büyük hayali güçlü bir donanma olduğundan şehrine tersaneler yaptırmıştır.

204 santim boyundaki Petro’nun ayakları 38 numara olduğundan büyük görünsünler diye kocaman ayakkabılar giyermiş. Yeteneği, öngörüsü nedeniyle tüm dünya Büyük Petro adıyla anarken, sadece Türkler Petro’ya “deli” demiştir…
Çhavkovski,Shostakovich, ve Rimsky Korsakov, hayatlarının büyük bölümünü şehirde geçiren sanatçılardan bazılarıdır. Dostoyevski burada “Suç ve Ceza”yı yazmıştır.
St.Petersburg, 200 yıl çarlara ev sahipliği yapmıştır. 1917’de Lenin’in sürgünden şehre gelmesi ve Ekim Devrimi’ni başlatmasıyla yeni bir çağa adım atılmıştır. Böylece Moskova başkent olmuştur. Şehir 1924’te Leningrad adını almış, sosyalist sistem çöktükten sonra da eski ismine kavuşmuştur.
II. Dünya Savaşı’nda Almanların 900 gün kuşatıp bombaladığı şehir, yarısı açlıktan 670 bin ölü vermiş ve kahramanlık destanı yazmıştır. Kuşatmada itfaiyecilik yapan Shostakovich’in, “Leningrad Senfonisi” mikrofilmlerle ABD’ye kaçırılıp, Toscanini yönetiminde NBC Senfoni tarafından seslendirildiğinde büyük yankı uyandırmıştır.
Savaş bitip Almanlar geri döndükten sonra 20 milyon ölü veren Rusya, 1953’te zehirlenene kadar Stalin’in elinden çok çekmiştir. 25 Aralık 1991’de Sovyetler Birliği dağılınca, St. Petersburg eski kimliğine kavuşmuştur. Dostoyevski’nin “dünyanın en muhteşem şehri” dediği St.Petersburg’’un beş milyonluk nüfusunun %30’u üniversite mezunudur.
Gün 1: ST.PETERSBURG
İstanbul’dan hareket ederek St. Petersburg’a geldik. Havaalanında karşılanarak otelimize transfer edildik.Akşam yemeğini Mansarda ‘da yedik.
OTEL:Rocco Forte Hotel Astoria
https://www.roccofortehotels.com/hotels-and-resorts/hotel-astoria/
Gün 2: ST.PETERSBURG (HERMITAGE MÜZESİ)
Panoramik şehir turu aldıktan sonra Hermitage Müzesi’ni gezdik.Öğle yemeğini Legran restoranda yedik.

Rusya’nın en büyük, dünyanın sayılı müzelerinden olan Hermitage Müzesi, üç milyonun üzerinde esere sahiptir. Müze beş binadan oluşmaktadır. Barok tarzdaki Kışlık Saray’ın cephesi iki kilometre uzunluğundadır ve 1,054 odası vardır. Guiness’e göre, dünyanın en büyük resim galerisidir. Çariçe Catherine’nın 1764-1774 yılları arasında Batı Avrupa’nın en iyi koleksiyonlarını satın almasıyla ilk temelleri atılan müzenin 322 galerisini gezmek için yaklaşık 25 kilometre yürümek gerekmektedir. Her esere bir dakika ayrılır ise tur 10 yıl sürmektedir.
Girişte ilkel kültürlerin, doğudaki ülkelerin eserleri; ilk katında Batı Avrupa ve Rus sanatının gözde örnekleri yer almaktadır. İkinci katta devam eden koleksiyona, nümizmatik bölümü eklenmektedir. Neva Nehri tarafındaki kapıdan girip üst kata çıkıldığında ise gerçek şölen başlamaktadır. Leonardo da Vinci’nin Litta Madonna’sı, Monet’nin Bahçedeki Kadın’ı, Cezanne’ın Meyve’sinin yanı sıra Gauguin, Van Gogh, Renoir, Picasso, Matisse’in birçok resmini görmek mümkündür. Osmanlı’dan da çok sayıda eser mevcuttur. En ilginç obje ise, Orta Sibirya’da bulunan 2500 yıllık Türk halısı Pazirik’tir. Saray Meydanı’ndaki 700 ton ağırlığındaki, 47,5 metrelik sütun, dünyanın en büyük tek taş sütunudur.
Gün 3 : ST.PETERSBURG-PUSHKIN-ST.PETERSBURG
Kahvaltı sonrası Pushkin’e gidilip Catherine Sarayı ve Parkı gezildi.Öğle yemeği White Rabbit’de yendi.Daha sonra Paul Sarayı ve Parkı’nı gezdik.
Pushkin Saint Petersburg’a 20km uzaklıkta olup ilk imparatorluk yerleşim yerlerinden biridir. A.S.Pushkin, N.M.Karamzin, M.Yu.Lermontov, A.N.Tolstoy, A.A.Akhmatova burada yaşamıştır.

Catherine Sarayı Büyük Pedro’nun karısı olan ve Pedro’nun ölümünden sonra Rusya’yı 2 yıl idare eden Catherine I’in adını taşımaktadır.1717 yılında iki katlı mütevazı bir yapı olarak Pedro tarafından karısına verilen bina, 1743 yılından itibaren 4 ayrı mimar tarafından yeniden yapılmıştır. Daha sonra imparatorluk baş mimarı Bartholomeo Rastrelli tarafından tümüyle yenilenerek Versay benzeri bir yapıya dönüştürülmüştür. 1756 yılında tamamlanan yapının çevresi 1kilometredir.
Pedro’nun kızı Elizabeth’in hüküm sürdüğü dönemde sarayın dış kısmı tamamen devlete ait özel fonlar kullanılarak 100kg altın ile dekore edilmiştir.
Sarayın ünlü amber odası 1770 yılında tamamlanmıştır. Rastrelli toplam 450kg amber olmak üzere Floransalı ve Rus sanatkarların yaptığı amber panellerle birlikte amber mozaik paneller kullanarak bu odayı yapmıştır. Bu panellerin yanında ayrıca Ural ve Kafkasya’da bulunan yarı değerli taşlardan oluşan mozaiklerde mevcuttur.1941 yılında Alman askerleri bu bölgeye ulaştığında amber oda 36 saatlik bir sürede kısımlara ayrılarak Konigsberg’e gönderilmiştir.Ancak sandıklanarak korumaya alınan amberlerin sonu bilinmemektedir.
1982 yılında, amber odanın yeniden yaratılması için verilen talimata bağlı olarak çalışmalar başlatılmış ve 20 yıldan fazla süren ve 12 milyon dolardan fazla tutan bir çalışma sonucunda 2003 yılında Putin ve Gerhard Schroeder tarafından açılmıştır.

Pavlovsk Sarayı ve Parkı St. Petersburg’dan 27km uzaklıktadır. Kasabanın tarihi 1777de CatherineII ‘nın Slavyanka Nehri kenarında ki 395 hektarlık araziyi ilk çocuğunun doğum hediyesi olarak oğlu Paul’a vermesi ile başlamıştır.
Pavlovsk ismi Paul’in Rusça adı olan Pavel’den gelmektedir
Sarayda çalışma, ünlü İskoç mimar Charles Cameron’un kontrolünde 1781 yılında başlamıştır. Cameron Büyük Saray-Rus klasik yapılarının en güzel örneklerinden biri-Apollo Sütunları ve Arkadaşlık Tapınağı’ nı tasarlamıştır.
Park ise 1803 den 1828 yılına kadar 25 yıl boyunca süren bir çalışma sonucunda ünlü Pietro Gonzaga tarafından düzenlenmiştir. Bu park, Avrupa’da bulunan en güzel örneklerden biridir.
1801 yılında Paul’ün öldürülmesinden sonra burası dul eşinin konutu olmuştur. 1828 yılında eşinin ölmesinden sonra oğluna daha sonra da yeğeni ve son olarak da yeğeninin oğlu ünlü şair Konstanin Konstantinovich’e geçmiştir. Bu dönemde saray sanatsal bir yapı olarak korunmuş ve dekorasyonunda herhangi bir değişiklik olmadan 19.yüzyılın başlarının özelliklerini koruyarak bugünlere gelmiştir.
Pavlovsk devrim öncesi Rus zenginlerinin yazlık merkezi olmuştur. Görgüsüzlükleri ile ünlü bu sınıfı Dostoyevsky ‘Aptal’ adlı romanında anlatmıştır.
İkinci Dünya Savaşı sırasında saray tahrip olmuş ancak savaş sonrası restore edilmiştir. Saray şimdiler de müze olarak faaliyettedir.
Gün 4: ST.PETERSBURG
Kahvaltı sonrası, Peter ve Paul Kalesi ve St Isaacs Katedrali’ni gezdik.Öğle yemeğini St.Petersburg Restoran’da yedik.Daha sonra,Saçılmış Kanlar Kilisesi gezildi.Akşam Mariinsky Tiyatro’da Fındık Kıran balesini izledik.

The Peter ve Paul Kalesi Mayıs 1703 tarihinde Deli Petro’nun kurduğu St Petersburg şehrinin ilk yapısıdır. Kalenin inşaatı şehrin doğum günü olan 27 Mayısta başlamıştır. Şehrin 42 adasından birinin üzerine kurulmuş olan kalenin biri Petro olmak üzere kalenin yapımında fikirleri alınan ünlü kişilerin adını almış olan 6 burcu vardır.
Orijinal duvarlar kilden yapılmış ancak mevcut kiremit duvarlar 1706 ve 1740 yılları arasında eklenmiştir. Tüm inşaat Petro’nun ve şehrin bir numaralı mimarı Domenico Trezzini denetimi altında yapılmıştır.
Peter ve Paul Katedral’de inşaat 1712 de başlamıştır. Ancak 21 yıl sonra, Petro’nun ölümünden 8 yıl sonra,1733 yılında tamamlanmıştır. Uzun bir süre Katedral şehrin ana kilisesi ve 1917 yılına kadar Rus çarlarının gömüldüğü yer olmuştur. Katedralin 122,5 metrelik kulesi şehrin en yüksek noktasıdır.
Kale yer olarak uygun bir yerde olmasına karşın gerçek anlamda bir savaşa şahit olmamıştır.Buraya şehrin garnizonu yerleşmiş ve bir bölümü de siyasi suçlular için hapishaneye dönüştürülmüştür. Petro’nun asi oğlu Alexei bu hapishanenin ilk ziyaretçisi olmuştur. Kalenin zindanları Dostoyevski, Gorki, Troçki gibi ünlüleri de ağırlamıştır.
1917 yılında Kale şehrin devrim merkezi haline dönüşmüş, Ekim 26 1917 tarihinde geçici hükümet üyeleri tutuklanarak bu kaleye getirilmiştir. Bu siyasiler hapishanenin son ziyaretçileri olmuştur.
Sovyet rejimi sırasında Kale müzeye dönüştürülmüştür. 1941-44 yılları arasında şehrin Naziler tarafından işgal edildiği dönemde Kale ciddi bir şekilde tahrip edilmiştir. Ancak daha sonra restore edilmiştir. Her gün saat 12.00’de kaleden top atışı yapılmaktadır.

St. Isaac’s Cathedral’i başlangıçta St Petersburg’un ana kilisesi ve Rusya’nın en büyük katedrali olmuştur.1818 ve 1858 yılları arasında Fransız doğumlu mimar Auguste Montferrand tarafından imparatorluk Rusya’sının en etkileyici yapısı olarak yapılan Katedral,daha sonra Moskova’da yapılan ‘Christ the Savior’ dan daha küçük olmasına karşın çok daha etkileyicidir. Yüksekliği 101,5 metre olup her biri 114 tonluk 48 sütun üstünde yükselmektedir. Sadece kubbesinde 100 kilo altın kullanılmıştır.14000 kişilik yapılan Katedral 1930ların başlangıcında kapanmış ve müze olarak açılmıştır. Katedral bugün kilise olarak sadece önemli dini törenlerde kullanılmaktadır.

Saçılmış Kanlar Kilisesi’nin farklı isimlerinde yer alan kan ifadesi çarmıha gerilen İsa’nın yanında Çar Alexander II’nin Mart 13 1881 tarihinde o alanda öldürülmesini de anlatmaktadır.
Kilisenin yapımı AlexanderIII zamanında babasına ithaf edilen bir anıt olarak 1883 yılında başlamış ve Nicholas II zamanında 1907 yılında tamamlanmıştır. Kilisenin inşaat finansmanı özel yatırımcılar tarafından verilen destek ile kraliyet ailesi tarafından sağlanmış ancak yapım bütçesi planlanan 3.6 milyon rublenin üzerine çıkarak 4.6 milyon ruble olmuştur. Dış cephesinde yaklaşık 7000 metrekarelik mozaik kullanılmış olup en yüksek kulesi, suikast yılının anısına 81 metre ,ikinci kule ise çarın öldürüldüğü zamanki yaşını göstermek üzere 67 metre olarak yapılmıştır.
Devrim sonrası kilise ciddi olarak tahrip edilmiş ve Sovyet hükümeti tarafından 1930 ların başlarında kapatılmıştır.
İkinci Dünya Savaşı sırasında kilise patates deposu olarak kullanılmış ve ‘ Patates Kurtarıcısı’ adını almıştır. Şehrin işgali sırasında ciddi olarak tahrip edilmiştir. Savaş sonrası tiyatro dekorlarının deposu olarak kullanılmıştır.
Haziran 1970 de kilise yönetimi Saint Isaac’s Katedrali’ne geçmiş ve Katedral gelirlerinin önemli bir kısmı kilisenin onarımında kullanılmıştır.27 yıl süren yenileme çalışmasının sonucunda ağustos 1997 tarihinde açılan kilise kutsanmadığı için ibadet yeri olarak kullanılmamaktadır. Şehrin önemli turistik yerlerinden biridir.
Gün 5: ST.PETERSBURG-PETERHOF-ST.PETERSBURG
Kahvaltı sonrası Peterhof turuna çıktık.Öğle yemeğini Romans Cafe ‘de yedik.Akşam üstü kanal turu alarak muhteşem şehri doya doya izledik.

Petrodvorets olarak da bilinen ve Rus Versayı olarak adlandırılan saray ve park St Petersburg’un en önemli yerlerinden biridir. Versay Büyük Petro’ya, yeni kurduğu şehrin yakınlarında büyük bir saray yaptırma ilhamını vermiştir. Peterhof, Petro’nun büyük kızı Elizabeth döneminde de çok populer olmuş ve bu dönemde saray genişletilmiş ve parkına fıskiyeler koyulmuştur. Parka ilaveler 18 ve 19 uncu yüzyılda da devam etmiştir.
Büyük Catherine burada bir süre yaşadıktan sonra Pushkin’e taşınmıştır. Daha sonra Nicholas I zamanında Peterhof tekrar imparatorluk konutu olmuştur.
20 saray ve köşkten oluşan Peterhof’un yedi parkı, dünyanın en görkemli bahçeleri arasındadır. Sarayın önünde 64 çeşme, altın varaklı 255 bronz heykelle süslü dev bir fıskiye vardır. Çeşme adlı odasının tavanına Rusların 1770’de Çeşme’de Osmanlı Donanması’nı yakması resmedilmiş olup zaferin anısına 1780’de Çeşme isminde bir de kilise yaptırılmıştır. Yapı bugün Çeşme Zaferi Müzesi’dir.
Saraydan etkilenen Osmanlı sultanları, Haliç’e dökülen Kağıthane’ye çağlayanlar inşa ettirmiştir. Semtin adı bu nedenle Çağlayan olmuştur.
II.Dünya Savaşı sırasında Peterhof, Naziler tarafından tahrip edilmiş ancak 1000’in üzerinde gönüllünün ve askeri mühendislerin çalışmaları sonucunda 1947 yılına kadar tümüyle yenilenmiştir.Savaş sonrası isimde değiştirilerek Petrodvorets olmuştur. Çevre kasabalar bu isim ile bilinmektedir. Ancak saray ve park Peterhof olarak devam etmektedir.
Gün 6: ST.PETERSBURG
Uçağımızı almak üzere havaalanına transferimiz sağlandı.
