Küba



ABD’NİN ZENCİ BİR BAŞKANI VE DÜNYANIN LATİN AMERİKALI BİR PAPASI OLDUĞUNDA ABD BİZİM İLE KONUŞMAYA GELECEKTİR
FİDEL CASTRO 1973



Kişi başı Gayri Safi Yurt İçi Hasıla’sı 11600 usd (2014) ve 2016 işsizlik oranı %2.5 olan;Fidel Castro’nun 1959 yılından itibaren 49 yıl yönettiği Kuba,1990 yılında Sovyetler’in çökmesi ve yıllık 4-6 milyar ABD doları olan destekleme fonlarının kesilmesinden sonra derin bir ekonomik krize girmiştir.
2000 yılının ikinci yarısından itibaren Venezuela hükümeti ülkeye çok uygun koşullarda petrol vermeye başlamış karşılığını büyük ölçüde sağlık sektöründe yardım olarak almıştır.2006 yılında ülke ekonomisi özellikle nikel ve kobalt fiyatlarındaki artıştan olumlu etkilenmiştir.
Küba hükümeti yaşanan tüm güçlüklerin 1961 yılından beri ABD tarafından adaya uygulanan ambargo sonucunda ortaya çıktığını söylemektedir. Halen Amerika’ya yasadışı göç en önemli problemdir. 2014 yılında sadece Florida açıklarında ABD Kıyı Koruma tarafından 2111 kişi yakalanmıştır.
Obama yönetimi ambargoyu kısmen kaldırmış ve 2015 yılında karşılıklı elçilikler açılmıştır. Kübalılar 2016 yılında kaybettikleri liderleri Fidel’in ideolojisini terk etmeye başlamış ve maalesef ada Amerikalı yatırımcı ve turistlerin yoğun ilgisini çekmeye başlamıştır.
Gün 1:2017 ISTANBUL-HAVANA

THY ile sabah 07.35 de Havana’ya ulaştık. Havaalanında karşılanarak otelimize transfer edildik. 18.0 de klasik arabalar ile otelden hareket ederek El Morro kalesine gittik.
Akşam yemeği Café del Oriente’de alındı.
OTEL:Iberostar Parque Central
https://www.iberostar.com/en/hotels/la-habana/iberostar-parque-central
Oda Tipi:Modern

16 Kasım 1519 da, Küba’da ki ilk yedi şehrin sonuncusu olarak kurulan Havana , 1553 yılından bu yana Küba’nın başkenti olmuştur. Havana’nın zaman içinde geçirdiği değişimin izleri şehrin merkezi ve yan bölgelerinde ki mimari yapılarda görülebilmektedir.
O günden bu yana Havana görkeminden epey kaybetmiştir. Ancak Afrika ve İspanyol geleneklerinin yan yana yaşadığı bu şehir güzel sahilleri, kolonyal yapıları ve müthiş eğlenceli gece hayatı ile hala ziyaret edenleri büyülemektedir.
Hayatının son 22 yılını burada geçiren Ernest Hemingway’a göre Havana’dan daha güzel sadece Paris ve Venedik vardır.
Havana Küba nüfusunun % 25 ‘inin yaşadığı yer olarak ülkenin iş,sosyal,bilimsel ve kültürel hayatının merkezi olmaya devam etmektedir. Bu şehrin önemi Barok öncesi,Barok, neo Gotik, neo Klasik, eklektik, Rönesans,rokoko, art nuve ve art deko’dan, modern tarzlara kadar uzanan yaklaşık 500 yıllık mimari tarzının örneklerini barındırmasından gelmektedir.
16 ıncı yüzyıl başından itibaren gümüş,altın,tütün ve diğer egzotik değerli malları Yeni Dünya’dan alarak İspanya’ya götürmeleri için Sevilla’dan gönderilen gemiler Havana’ya geliyorlardı.O dönemde, bu şehir İspanyol İmparatorluğu’nun en önemli limanı haline gelmiştir. Meksika ve Peru’dan altın ve gümüş yüklü gemiler Havana’da toplanarak korsan saldırılarına karşı korunmak üzere savaş gemilerinin eşliğinde Avrupa’ya doğru yola çıkarlardı. Böylece Havana çok sayıda gemi personelinin geldiği bir şehir olarak zenginleşmiştir. O dönemlerde de Küba puroları en ünlü Küba ürünü olmuştur.

Tres Reyes del Morro Kalesi 1589 ve 1610 yılları arasında yapılmış olup körfezin girişinde yer almaktadır. 19 uncu yüzyılda gemiciler için liman girişine bir fener eklenmiştir. Bugün kale tarihi Askeri Park’ın bir parçasıdır.
Gün 2 :HAVANA-CIENFUEGOS-TRINIDAD

Kahvaltı sonrası, 09.0 da yola çıkıp,yolda Cienfuegos turu alınarak , yaklaşık 4 saat uzaklıkta ki Trinidad’a gittik.
Cienfuegos ,Trinidad’tan yaklaşık 1.30 saat uzaklıkta. Şehir turu sırasında Tomas Terry Tiyatrosu’nu gezip ;1962 yılında kurulmuş olan ve pek çok ödül sahibi koro Cantores de Cienfuegos’un şarkılarını dinledik.
Daha sonra Villa Lagarto’da öğle yemeği yenildikten sonra Trinidad’a doğru yola koyulduk.
OTEL :Iberostar Grand Hotel
https://www.iberostar.com/en/hotels/trinidad/iberostar-grand-hotel-trinidad
Oda Tipi:Standart
Cienfuegos’un tarihi merkezi 2005 yılında UNESCO tarafından Dünya Mirası Listesi’ne alınmıştır. Sadece epik katedrali, minyatür Zafer Takı bile 18 inci ve 19 uncu yüzyılda şeker kamışı ve köle ticaretinden nasıl paralar kazanıldığının göstergeleridir.2003 yılı öncesine dek Cienfuegos çocuk fahişeleri ile bilinmekte idi. Çocuklar hafta da 3 kez Kanada’dan gelen uçaklarda ki erkekler ile buluşmak üzere okullarını bile asıyorlar idi. Ancak 2003 yılından itibaren burada çok sıkı tedbirler alınarak fuhuş önlenmiştir. Şehirde kız çocuklarına adres bile sorarken çok dikkatli olunmalıdır.

Cienfuegos’da ki Tomas Terry Tiyatrosu ulusal anıtlardan biridir. At nalı şeklindeki salonu ve 4 katlı seyirci yeri ile İtalya’da ki Coliseum’a benzetilmektedir. Şehrine güzel bir tiyatro yapmak isteyen ancak bunu başaramayıp Paris’te hayatını kaybeden Tomas Terry’nin anısına oğlu tarafından yapılmıştır ve 1889 yılında tamamlanmıştır. Tiyatro 2008 yılında En İyi Korunan Ulusal Servet Ödülü’nü almıştır.
Gün 3 :TRINIDAD

Kahvaltı sonrası, eski şehir ve yerel pazar ve daha sonra şehrin ünlü 19 uncu yüzyıl burjuvazi yaşantısından mobilyalar ve dekoratif eşyaların sergilendiği Romantik Müze gezildi. Müzenin binası 18 inci yüzyıl sonu ve 19 uncu yüzyıl başı kolonyal mimarinin korunan en güzel örneklerinden biri. Daha sonra Santander ailesine ait olan Chichi’s House’a gittik . Burası Müslüman İspanya’nın çömlek yapım tekniğinin Hristiyan kuralları ile devam ettiği tarihi bir çömlek atölyesi. Eski ürünlerin bazıları sanat eseri olarak sergilenmekte.
Öğle yemeğini El Dorado’da yedik.
Trinidad, 1514 yılında Diego Velázquez tarafından kurulmuştur ve İspanyollar tarafından kurulan 7 önemli yerden biridir.Daha sonra giderek artan şeker kamışı ticaretinden dolayı şehrin ekonomisi çok gelişmiştir. Bu durumu hala mevcut konaklar ve küçük saraylarda görmek mümkündür. Ancak 1860 lar da şeker kamışı işçileri isyan etmiş ve şehir gerileme dönemine girmiştir. Böylece Trinidad modern yapılaşmanın dışında kalmıştır. Hala asırlar önceki şehri koklamak mümkün olmaktadır.1988 yılında Trinidad UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne dahil edilmiştir.
Gün 4 :TRINIDAD-SANTA CLARA-CAYO ENSENACHOS

Kahvaltı sonrası,9.0 da Cayo Ensenachos’a gitmek üzere yola çıktık. Öncelikle Santa Clara’ya gidildi. Burada Che Guevara’nın anıtı ziyaret edildikten sonra Hostal Florida Center’da öğle yemeğini yedik. Daha sonra Cayo Ensenachos’a doğru yola koyulduk.
Santa Clara, 1689 yılında 175 kişi tarafından kurulmuştur ve şu anda adanın beşinci büyük şehridir. Her yıl yüzlerce turist, Che Guevara’nın anıtını ziyaret etmek üzere Santa Clara’ya akın etmektedir. Bu anıtta Che ile birlikte 1967 yılında Bolivya’da öldürülen 16 yoldaşının da mezarları bulunmaktadır.

Cayo Ensenachos, Los Cayos de Villa Clara diye bilinen tatil bölgesinde bulunan 3 adacıktan biridir. Bu adacıklar ana adada bulunan ve küçük bir balıkçı şehri olan Caibarien’e 48km uzunluğunda ki yükseltilmiş bir yol ile bağlanmaktadır ve 1300km2 den fazla bir alanı kaplayan takımadalar bölgesinde bulunmaktadır. Bu bölge kuzeyden dünyanın en büyük ikinci mercan kayalıkları ile çevrilidir. Her üç adada UNESCO tarafından tanınmış biyosferik rezervin içindedir.
Otel adada bulunan tek otel ve 2 adet muhteşem sahile sahip-Playa Ensenachos ve Playa Megano. Otel Aralık 2005 yılında işletmeye açılmış ve 2011 yılından beri de Iberostar tarafından işletilmekte. Cayo Ensenachos’a sadece otel müşterileri girebilmekte. Dolayısı ile Küba’da, sahillerin halka açık olmadığı tek yer. Otelde her şey dahil.
OTEL:Iberostar Cayo Ensenachos
https://www.iberostar.com/en/hotels/cayo-los-ensenachos/iberostar-ensenachos
Oda Tipi:SPA suit
Gün 5-6 :CAYO ENSENACHOS
Muhteşem adamızda harika iki gün geçirdik.
Gün 7 :CAYO ENSENACHOS-REMEDIOS-HAVANA


Kahvaltı sonrası ,09.30 da Havana’ya geri dönmek üzere yola çıktık. Yolda Remedios gezildi.Akşamüstü eski arabalar ile Malecon’da tur alıp La Guarida restoranda akşam yemeği yedik.
Remedios,adanın sekizinci büyük şehri olup ana kilisesi ülkenin ikinci en eski kilisesidir. Şehir her yıl kutlanan en eski Christmas festivali ile ve Küba’da ki,ana meydanında karşılıklı iki kilisesi bulunan tek şehir olarak ünlüdür.
Malecon,Havana sahilinde ki 8km uzunluğunda sahil yoludur. Yapımına 1901 yılında geçici ABD yönetimi zamanında başlanmıştır. Ve 1952 yılına kadar farklı
zamanlarda yapılan ilaveler ile bugünkü durumunu almıştır. Yapılmasındaki amaç şehri sudan korumaktır. Ancak başlangıcından itibaren burası aşıkların, balıkçıların ve fahişelerin yeri olmuştur. Bugün de Malecon hala popülaritesini korumaktadır.
Gün 8 :HAVANA


Kahvaltı sonrası ,09.0 da otelden hareket ederek Hemingway’in yaşadığı yer olan Finca Vigia’ya gittik. Daha sonra aldığımız şehir turunda Hemingway’in bir süre yaşadığı Ambos Mundos Oteli’nde ki odası; Atatürk’ün büstü; Devrim Meydanı; Kapitol; Katedral’i gezdik.
Rom tadımı yaparak ,1982 yılında UNESCO Dünya Mirası listesine dahil edilen eski şehirde dolaştık. Öğle yemeği küçük bir paladar olan Dona Eutimia’da yenildi.
Daha sonra otelde dinlendikten sonra yemek öncesi Hemingway’in favori barı El Floridita’da içkimizi yudumladık.

Hemingway’in evi 1886 yılında Katalan bir mimar tarafından inşa edilmiştir. Hemingway bu evde 1939 yılının ortalarından 1960 yılına kadar olan sürede önce kiracı, daha sonra da 1940 yılında 12500 usd ödeyerek ev sahibi olarak ,yaşamıştır.
Hemingway Ambos Mundos otelindeki odasında başladığı ‘Çanlar Kimin İçin Çalıyor’un önemli bir kısmını ve ‘İhtiyar Adam ve Deniz’ romanını burada yazmıştır. Daha sonra üçüncü eşinden boşandıktan ve dördüncü eşi ile evlendikten sonra burayı koruyup kışları gelmiştir.
Hemingway,Küba Devrimi’nden sonra Fidel Castro ile iyi ilişkiler içine girmiş ancak daha sonra hastalıklar nedeni ile depresyona girerek Küba’yı 1960 yazında bırakarak ABD’ye gitmiştir. Daha sonra Küba hükümeti yabancılara ait gayrimenkullere el koymuş ve komünist bir rejim kurulduğunu ilan etmiştir. Böylece ABD ve Küba arasında ki ilişkiler bozulmuş ve ABD 1961 baharında ülkeye ekonomik ambargo uygulamaya başlamıştır. Bu gerilimden dolayı Hemingway geri dönememiş ve şiddetli depresyona girerek 1961 yazında intihar etmiştir.

Devrim Meydanı ve Jose Marti anıtı ,Batista zamanında yapılmaya başlamış ve Castro’nun iktidara geldiği 1959 yılında tamamlanmıştır. Bu Meydan 72000 m2 olarak dünyanın 31 inci en büyük meydanıdır. Politikacıların ve özellikle Castro’nun halka hitap ettiği meydan olarak ünlüdür.

El Capitolia 1959 yılına kadar hükümet binası olarak kullanılmıştır. Daha sonra Küba Bilim Akademisi olarak hizmet vermeye başlamıştır. İsmi ve tasarımı Washington’da ki Kapitol Binası’nı çağrıştırmaktadır.
1929 Yılında tamamlanmıştır ve 1950 lere kadar da şehrin en yüksek binası olmuştur. Dünyanın üçüncü en büyük iç mekan heykelini barındırmaktadır.

Eski şehirde bulunan katedral ,1777 yılında tamamlanmıştır ve adada bulunan 11 Roman Katolik katedralinden biridir. Katedralin bulunduğu Katedral Meydanı önceleri bir bataklık olup kurutulduktan sonra katedralin yapılışına kadar tersane olarak kullanılmıştır. Katedral meydanı aynı zamanda 18 inci yüzyıl başında ki evleri ile ünlüdür. Bu evlerden önemli bir kısmı bugünde mevcuttur.
Eski Havana,restorasyonu süren 900 den fazla önemli yapının bulunduğu bir bölge olarak önem taşımaktadır. Bu bölgedeki özgün mimari tarzı ‘tropik barok’ olarak bilinen kemer ve kolonların basit ve zarif bir karışımı ile Güney İspanya’nın Barok tarzının Küba malzemeleri olan maun, sedir ,mercan ve kireçtaşı kullanılarak farklılaştırılmasından oluşmaktadır.
1982 yılında Dünya Mirası Listesi’ne dahil edilen Eski Havana (La Habana Vieja) bölgesi, dar sokakları ,hava koşullarından yıpranmış binaları ile bu bölgedeki en eski ve gene bölgedeki en fazla İspanyol kolonyal mimari yapının yer aldığı yerleşim alanlarından biridir Bölgede 88 adet tarihi ve mimari ve 860 adet çevre değeri olan yapı mevcuttur.
Şehrin çekiciliğine kapılmak için mimar olmak gerekmez. Eski Havana’nın sokaklarında müzeler, galeriler, anıtlar arasında, aralık kapılardan duyulan Kübalıların dedikodularının eşlik edeceği bir tur insanı geçmişe doğru bir yolculuğa çıkarmaktadır.
Gün 9:HAVANA -PINAR DEL RIO-HAVANA

Kahvaltı sonrası,08.0 de Havana’dan yaklaşık 2.30 saat uzaklıkta bulunan ve puro yapımında kullanılan en iyi tütünlerin yetiştirildiği Pınar Del Rio’ya gittik. Bu bölgede ki Vinales vadisi gezildi; eskiden bir hapishane olan yerde 1961 yılından beri faaliyet gösteren Francisco Donatien Puro Fabrikası’nı ziyaret ettik ve ülkenin en iyi purolarının nasıl sarıldığını izledik.
Daha sonra Cueva del Indio (mağara) turu alındıktan sonra ‘Finca Agroecologica El Paraiso ‘ da öğle yemeği yedik. Geri dönerken Fusterlandia gezildi.
Akşam 20.30 da ‘Tropicana show’a gittik.

Pinar del Rio şehri 1774 yılında kurulmuştur. Eski şehrin merkezin de eklektik bir mimari yapı görülmektedir. Bölgenin doğası Küba’nın Doğal Katedrali olarak bilinmektedir. Ünlü Vinales Vadisi 1999 yılında UNESCO tarafından korumaya alınmıştır. Gerek bitki yapısı gerekse barındırdığı hayvan çeşitleri itibarı ile endemik özellikler taşıyan bölge ,ülkenin biyosferik rezervidir. Kuş nüfusunun %50 si ve bitkilerin % 11 i bu bölgeye özgüdür.

Küba’da görülecek en turistik yerlerden biri de maalesef gene bu bölgededir. 1961 yılında vadiyi ziyaret eden Castro batı tarafında ki bir tepeye yılan, dinozor ve mağara adamı resimleri yapılmasını istemiş ve bu tepe boyanmıştır.

Fusterlandia, ressam ve heykeltıraş Jose Foster tarafından yaratılan bir hayal alemidir. Pek çok Kübalı’ya göre Foster Karayiplerin Picasso’su olarak tanınmaktadır.

Tropicana Show, 1939 yılında tropik bir bahçede gösterilerine başlamış ve zamanın en ünlü kabare gösterisi olmuştur.Nat “King” Cole, Josephine Baker ve Carmen Miranda gibi ünlülerin sık sık ziyaret ettiği gösteri kısa sürede ,Miami’den gecelik özel turların yapıldığı bir gece kulübü haline gelmiştir.
İkinci Dünya Savaşı sırasında ve sonrasında adadaki turist sayısının azalması sonucunda popülerliğini yitirmiş ancak kısa bir süre sonra mafyanın eline geçerek hem gösteri yapılan hem de kumar oynatılan bir yer haline dönüşmüştür. Devrim sonrası gösteri devletleştirilmiştir.Son yıllarda gösterinin kalitesi ve popülerliği artmıştır.Tropicana, rom ve Küba purosu gibi ülkenin ulusal bir kurumudur.
Gün10:HAVANA-İSTANBUL
Uçağımızı almak üzere havaalanına transferimiz sağlandı.
