Normandiya




Haziran 6 2019 tarihi Normandiya çıkartmasının 75 inci yıldönümüdür. II Dünya Savaşı’nı sonuçlandıran bu çıkartma ,2019 yılında farklı faaliyetler ile kutlanmıştır.
Normandiya,Fransa’nın 18 bölgesinden biridir. Bölge, Fransa’nın yaklaşık %5 lik bir bölümünü kapsamaktadır. Nüfusu yaklaşık 3.37 milyon olup gene toplam nüfusun %5 ini oluşturmaktadır. Bölgenin adı 9 uncu yüzyılda burada yerleşmiş Danimarkalı ve Norveçli Vikinglerden (Northmen-Kuzeyli) gelmektedir.
GEMİ: AmaLyra

Yapım Yılı ve Yeri :2009 Hollanda
Uzunluk :110 metre
Genişlik :11.6 metre
Gemi Çalışan Sayısı :45
Oda Sayısı :73
Yolcu Sayısı :144
Gün 1:İSTANBUL-PARİS
THY ile Paris’e ulaştıktan sonra havaalanında karşılanarak gemiye transfer edildik.
GÜN 2 :LES ANDELYS
Kahvaltı sonrası Normandiya bölgesinin güzel şehirlerinden biri olan Les Andelys gezildi.

Şehir ve çevresi güzel doğası nedeni ile 2000 yılında Doğal Alan ilan edilmiştir.
Les Andelys aynı zamanda,12 inci yüzyıl sonlarında , İngiliz Kralı Aslan Yürekli Richard’ın,Fransız kralına karşı başkent Rouen ve bölgede İngilizlerin hakimiyetinde olan bölgeyi korumak amaçlı yaptırdığı Château Gaillard ile ünlüdür. İsteyen şatonun tarihini öğrenmek üzere ilgili tura katılabilmektedir. Daha sonra Sen Nehri boyunca geziye devam edildi.
Gün 3:LE HAVRE -HONFLEUR
Gezinin üçüncü gününde iki şehir görüldü.’Ressamların Şehri’ olarak bilinen Honfleur ve Le Havre.
Honfleur Fransa’nın en güzel liman şehri olarak bilinmektedir. Burası günün her saatinde farklı ışıklarda farklı görüntü veren limanı ile ünlüdür. Ünlü ressamlar Monet ve Boudin şehri bu açıdan çok ilham verici bulmuşlardır.


Öğleden sonra ise mimarisi nedeni ile 2005 de UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne alınan Le Havre gezildi. Le Havre’ın kuruluşu 1517 yılına kadar gitmektedir.
Şehir II inci Dünya Savaşı sırasında yerle bir olmuştur. Savaş sonrası şehri yeniden kurmak üzere görevlendirilen mimar Belçikalı Perret eskiyi göz önüne almadan Le Havre için geniş bulvarları, meydanları ve modern yapıları ile çok modern bir mimari tasarlamıştır.
Ve bu yeniden yapılanma da beton kullanılmak üzere ilgilileri de ikna etmiştir. Proje dönemin en büyük projelerinden biri olmuştur.
Fransız ressam Eugene Boudin (1824-1898) çocukluğunun önemli bir kısmını Le Havre’de geçirmiştir. 1858 yılında o zaman 15 yaşında olan ve karikatürist olmak isteyen Claude Monet ile tanışmıştır. Monet Boudin ile arkadaş olduktan sonra manzara ressamı olmaya karar vermiştir.


Monet’nin ikonik,sanayi bacalarının arasından batan güneş resmi Fransa’da empresyonist (izlenimci) hareketin ilk resmi olarak bilinmekte ve izlenimci akımın Le Havre’da doğduğu söylenmektedir.
Gün4 :CAUDEBEC EN CAUX


Bugün ,müttefiklerin (Amerika,İngiltere ve Kanada) 6 haziran 1944 tarihinde, II Dünya Savaşı’nın seyrini değiştiren ve Avrupa’yı Nazi işgalinden kurtaran çıkartmalarının olduğu sahillere yapılacan geziler ile taçlandı.
Amerikalıların (Omaha Sahili) ya da İngiliz ve Kanadalıların (Gold ve Juno sahilleri) geldiği sahillere yapılacak gezilere seçiminize göre katılabiliyorsunuz. Her iki gezide de çıkartmanın kalıntılarının bulunduğu Arromanches de geziliyor.
Omaha Sahili en kanlı çatışmaların gerçekleştirildiği yer olarak bilinmektedir. 29000 Amerikan askeri bu çatışmalarda şehit olmuştur.’Er Ryan’ı Kurtarmak’ filminde savaşın dehşeti gözler önüne serilmektedir.
Gün 5 :ROUEN

Sabah Rouen şehrini gezip öğleden sonra da çikolata, peynir, elma suyunun da bulunduğu , Normandiya bölgesinin tatlarını keşfettiğimiz turlara katıldık.
Rouen’de Monet’in izlerini göreceğiniz Katedral ve Joan of Arc ‘ın (Jan Dark) yakıldığı meydanı görebiliyorsunuz.
Rouen Sen Nehri nedeni ile asırlar boyunca Fransa’nın en büyük limanlarından biri olmuştur. Romalılar ve Vikingler nehrin bu bölümünün önem kazanmasını sağlamış ve 10 uncu yüzyılda Vikingler buraya yerleşip Norman olduğunda da Rouen Normandiya bölgesinin baş kenti olmuştur. Orta Çağda Rouen,11 inci yüzyıldan 15 inci yüzyıla dek İngiltere ve Fransa’nın önemli bir kısmını yöneten Anglo -Norman hanedanların başkentlerinden biri olmuştur. İngiliz Orta Çağ tarihi Rouen ile yakından ilişkilidir. Anglo-Fransız krallar şehir ile çok ilgilenmişler;Aslan Yürekli Richard burada Normandiya Dükü olmuş ve ölümünden sonra kalbi Rouen’e getirilmiştir. Joan of Arc burada yakılmıştır.Fransa kralı Charles VII şehri 1449 da tekrar alarak Fransa’ya bağlamıştır. Rouen II Dünya Savaşı ‘D day’ sürecinde çok fazla zarar görmüştür.
Joan of Arc köylü bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelmiştir . Rüyasında azizlerin kendisine Fransa’yı İngilizlerden kurtarmak görevini verdiğini iddia etmiş ve dolayısı ile kutsandığına inanılmıştır. 100 üncü Yıl Savaşlarının ikinci yarısında Normandiya dahil kuzey Fransa’nın önemli bir kısmını işgal etmiş olan İngilizleri yenmek üzere yardımı istenmiş ve Joan of Arc da Normandiya’ya giderek orduya katılmıştır.İlk savaşında 9 gün de zafer kazanılınca azize olarak tanınmıştır. Bu durum Fransızların zaferinin yolunu açmıştır.
Ancak daha sonra İngiliz taraftarı olan Burgundy bölgesi asilleri tarafından yakalanarak fidye karşılığı İngilizlere verilmiştir.Joan 1431 yılında İngilizlerin yönetiminde olan Rouen’de Fransız bir din adamı tarafından yargılanmış ve suçlu bulunarak yakılmıştır. Yakıldığında sadece 19 yaşında idi.
1456 yılında dava yeniden incelenmiş ve Joan’ın masum olduğu belirtilerek şehit olarak kabul edilmiştir. 16 ıncı yüzyılda Joan Katolik birliğinin sembolü olmuş;1803 tarihinde ise Napolyon tarafından Fransa’nın ulusal sembolü ilan edilmiştir.Joan ,Fransa’nın 9 koruyucu meleğinden biri olarak kabul edilmiştir ve ölümünden itibaren de sanatın her dalında ilham kaynağı olmuştur.1920 yılında Joan azizeler listesine alınmıştır.
Richard I 1189 yılından ölümüne kadar İngiltere kralı olmuştur. Aynı zamanda Normandiya Dükü,Kıbrıs Lordu olarak da bilinmektedir. Büyük bir askeri lider ve savaşçı olması nedeni ile de Aslan Yürekli Richard olarak bilinmektedir.16 yaşında kendi ordusunun başına geçmiş ve zaferler kazanmaya başlamıştır. Richard I Üçüncü Haçlı Seferi’nin ana kumandanı olarak da Saladin Eyubi komutasındaki Müslümanlara karşı zaferler kazanmış ancak Kudüs’ü alamamıştır. İngiltere de doğmuş olmasına karşın hayatının önemli bir kısmını seferlerde ve Fransa’da ki topraklarını korumak ile geçirmiş ve kangrenden ölmüştür. Richard I,İngiltere ve Fransa’nın ikonik kahramanlarından biri olarak lakabı ile hatırlanmaktadır.
Gün 6 :VERNON-GIVERNY
Bugün ünlü ressam Monet’nin Giverny de ki evini ve bahçesini gezdik. Ressamın resimlerinde ölümsüzleşen nilüferler, Japon köprüsü ve söğüt ağaçlarını izlemek çok keyifli.
Giverny,Vernon yakınında, Sen nehri kenarında güzel bir kasabadır.Monet burayı keşfetmemiş olsa muhtemelen hala adı bilinmemekteydi.
Monet 1840 yılında Paris’te doğmuştur.Katolik olarak vaftiz edilmesine karşın daha sonra ateist olmuştur. 1845 Yılında aile Le Havre ‘a taşınmıştır.Babasının karşı koymalarına rağmen şarkıcı olan annesinin desteği ile sanat okuluna girmiş ve karakalem karikatürleri ile tanınmaya başlamıştır.
1856 yılında zamanın ünlü ressamı Boudin ile tanışmış Monet’nin yeteneğini gören Boudin, O’na açık havada yağlıboya ile resim yapma yöntemlerini öğretmeye başlamıştır.16 yaşında, annesinin ölümünden sonra okulu bırakarak teyzesi ile yaşamaya gitmiştir.Daha sonra uzun yıllar Paris’te yaşamış olan sanatçı orada ki sanat hareketlerinden de etkilenmiştir.

1883 yılında bir tren seyahati sırasında Giverny keşfetmiş ve sevgilisi ile burada bir ev kiralamıştır. Daha sonra resimleri satıldığında ciddi bir servet edinmiş evi ve çevresinde ki araziyi de 1890 yılında almış ve bahçeyi sanat mabedine dönüştürmüştür.

Nilüferler,açelyalar,Japon Köprüsü ,söğüt ağaçları gibi pek çok ünlü tabloları bu bahçeyi resimlemektedir. Örneğin nilüfer resimlerini farklı ışıkta farklı renkler ile yapmıştır. Ressam bu evde 1926 yılında ölümüne dek yaşamıştır.I inci Dünya Savaşı’nın başlamasına yakın ikinci eşini ve oğlunu kaybetmiş ve bu sırada da gözlerinde ki ilk katarakt problemi başlamıştır.
Sanatçı ,I Dünya Savaşı sırasında şehit düşen Fransız askerlerine atıfta bulunan çok sayıda söğüt ağacı resmi yapmıştır. Kataraktan etkilenen gözleri ile yaptığı pek çok resimde ,hastalığın belirtisi olarak, kırmızımsı renk hakim olmaktadır.
Daha sonra gözlerinden iki ameliyat geçirmiştir. Ameliyat sonrası normal göz ile görülmeyen ışığın belirli ultraviyole dalga boylarını görmeye başlamış ve bu durum kullandığı renkleri etkilemiştir.


Hatta mavi nilüferler gibi bazı resimlerini yeniden yapmıştır.Ünlü ressam 1926 yılında akciğer kanserinden ölmüştür.
Cenazesinde arkadaşı ,siyahın Monet’ye hiç yakışmadığını söyleyerek üzerindeki siyah örtüyü kaldırarak çiçekli bir örtü sermiştir.
Gün 7 :CONFLANS- AUVERS SUR OISE
Bugün Auvers sur Oise’’i gezerek Auberge Ravoux’a ziyaret ettik. Burası Van Gogh’un son 70 gününü geçirdiği kasaba ve evdir.
Evdeki 5 numaralı oda Vincent’in son nefesini verdiği oda olarak korunmaktadır. Ressam burada kaldığı kısa sürede 70 den fazla resim yapmıştır. Daha sonra dönüş yolunda manzaralı bir seyahatin keyfini çıkarıyorsunuz.


Van Gogh Auvers sur Oise’ye1890 yılının mayıs ayında gelmiştir. Nekahet dönemini Provence’de geçirdikten sonra kuzeye gitmek istemiş ve arkadaşı ruhi bozuklukları tedavi etmekte ünlü olan Dr.Gachet’in yaşadığı Auvers sur Oise ‘yi tavsiye etmiştir.
Ressam ,Doktor’un portresini 1890 yılında yapmış ve bu resim 1990 yılında 82.5 milyon dolara satılmıştır.
Ressam şehre gelince ucuz olması nedeni ile Auberge Ravoux’da kalmaya karar vermiş ve 7 m2 lik bir tavan arası odasına yerleşmiştir.(oda 5)Rustik kırsal hayat ile modern hayatın göstergeleri olan demiryolu ve köprülerin birlikte görüntülerinden çok etkilenmiş olan sanatçı, burada 70 den fazla resim yapmıştır.


Ancak sağlığı ve keyfi yerinde olmasına rağmen temmuz 27 1890 tarihinde gene dışarı çıkmış ve silahla göğsünden kendini vurmuş ve bu halde Auberge’e geri dönebilmiştir.Odasına çıktıktan sonra ev sahibi inlemeler duymuş ve odaya gittiğinde ressam kendini öldürmek istediğini söylemiştir.2 gün sonrada kardeşinin yanında hayata veda etmiştir. Cenazesinin üzerinde beyaz bir örtü ve etrafında sarı çiçekler serpiştirilmiş idi.
1986 yılından sonra, auberge ödüllü bir mimar yönetiminde restore edilmiştir.1993 yılından sonrada halka açılmıştır.
Auberge de yaşarken kardeşi Theo’ya yazdığı bir mektubunda Vincent ’er ya da geç bir kafede resimlerimi sergileyeceğime inanıyorum’ demiş idi.
Gün 8 :PARİS-İSTANBUL
Havaalanına transferiniz sağlanıyor.
